İşte
biz Sanat ve Tasarım Fakültesi'ni böylesi düşünceler ışığın-da kurduk.
Coşkumuz ilk zamanlardaki gibi sürüyor. Yakında ilk mezunlarımızı
vereceğiz. Onlar Kültür Üniversite'sinden mezun olmanın ayrıcalığıyla
yarınlara daha umutlu, güçlü, donanımlı ve 'Kültürlü' olarak
bakacaklar... Bizim yarınlarımız olacaklar...
Siz
gençlere her zaman vurgulamaktan ödün veremeyeceğim bir konu daha var.
Yanıtını aradığınız bir soru dizisi, belki de bir sağanak gibi size
yaklaşarak gelecek kaygılarınızı sürekli çoğaltmaktadır :
-
Okumak, bilgilenmek dışında bir üniversiteli olmak ne anlama gelir?
-
Çağcıl ve yeteneklerime uygun bir öğrenim görebilecek
miyim?
-
Sevdiğim ve gelecek düşlerimi gerçekleştirmeme yardım edecek bir
alanda yetkinleşebilecek miyim?
-
Eğitimini almayı istediğim alan, yaşamım boyunca yada
yaşamımın azımsanmayacak bir bölümü boyunca içinde yer almak
isteyeceğim uğraşın kapılarını açacak mı bana?
-
Almayı tasarladığım üniversite eğitim-öğretimi 4 yıl
sonunda bana ne sözü veriyor?
-
Bu
eğitim toplumsal yaşamda edinmek istediğim konumu sağlayacak mı bana?
-
Her şeyin küresel nitelik kazandığı profesyonel iş
yaşan-tısında bir başka ülkede de iş bulabilecek miyim?
Bir
üniversite ne denli çağcıl bir eğitim sağlasa ve öğrencilerini kitle
içine sunup, kitleden daha yaratıcı bir konuma koysa da, her şeyin
sürekli unutulmaya yüz tuttuğu ve belleklerimizin giderek yaratıcılıktan
uzak savsözlerle dolup hantallaştığı günümüzde, kimlik ,kişilik savaşımı
ile toplumun bir parçası olmaya çaba göstermekle toplumun ötesinde ta da
ardında benci ve bencil olmak arasında sıkışıp kalabilir her iki yandan
birine daha fazla sırt verip yitip gidebiliriz !
Günümüzün koşulları; yaratıcılık, bilgelik, girişkenlik, çalışkan-lık ve
evrensellik koşulları değil henüz... Ne yazık ki çoğunluk çıkarcı,
ülküsel düşünceden kaçan, kısa yoldan saygınlık ve kişisel çıkar
kazanmak isteyen, kültürel zenginlikten yoksun ve kimileyin bağnaz bir
profil çizmekte. Çoğunlukla çizilen bu portreyi
gözden kaçırmaması gereken aydın bireyler olarak, savaş vermek çok hem
de pek çok zor gelecek sizlere. Bu zorluk kimi zaman, Bu eğitim
toplumsal yaşamda edinmek istediğim konumu sağlayacak mı bana?' yada
'Sevdiğim ve gelecek düşlerimi gerçekleştirmeme yardım edecek bir alanda
yetkinleşe-bilecek miyim?' gibi yaşamsal sorulara ciddi bir engel
koyabilecektir. Bilmeyi sevmekle ve bildiklerimizi anımsayarak
başkalarına aktarmakla bu engelleri aşabiliriz. Bilgi, birçoklarının
sandığı gibi 'ders'le eşitlenebilecek bir kavram değildir. Bilgi,
tanımak dokunmak demektir. Bir gün şiiri sevdiğinizi anlamak da bir
bilgidir. Suyun 100 derecede kaynadığını bilmek de. Bilgilerin gerçeklik
dereceleri değişmese de onlara bakışınızla nitelikleri değişir. İletişim
dediğimiz olgu da budur: İnsan varlığının değerini konumlandırmaya
çalışırken, aynı zamanda başkasının değer nesnelerini sınıyor demektir:
Ben,
kültürlü, idealleri olan, sanatsever bir iletişim tasarımcısıyım.
dediğinizde, çevrenizdeki, ülkenizdeki ve en büyük halka olarak da dünya
üzerindeki kültür anlayışının içinde kendinizi konumlandırmışsınızdır.
İdealistliğin ne olduğunu, bu kavramın sizin yaşamınızdaki yerini
sorgulamışsınızdır. Sanatsever olma tanımının içeriğini kendi sanat
bakışınızla dengelemişsinizdir.
İletişim tasarımcısıyım, demekle de iletişim-teknoloji-tasarım
arasındaki ilişkiyi kavrayan, insanlar arasında iletişimi sağlamakla ve
iletişim bilgisinin dağıtılması ve dağıtımın biçimlen-dirilmesiyle
sorumlu bulunduğunuzu kabul etmişsinizdir.
Sanat
ve Tasarım Fakültesi'nde "iletişim", "sanat" ve "teknoloji" kavramlarını
bütünleştirerek iletileri tasarlamak, planlamak, üretmek ve yönetmek
bağlamında yeni kuramlar, teknikler ve yöntemler eğitimimizin temelini
oluşturacak ve sizleri tüm dünyada yükselişe geçen Sanat ve Tasarımın
alanlarında başarılı birer uğraştan kim bilir bilim alanında da yine
başarılı uğraştanlar yapacaktır .
Başarı dileklerim ve engin sevgilerimle
Prof.Dr.Nükhet
Güz