Sevgili Gençler,

 Üniversite öncelikle özgün bir yaşam biçimi çizer ve bu yaşam biçimini gençlere sunar ve bu gerçekliği söyleyerek ve de sizlerin de bunu algılamanız için uğraş vermek başlıca işlevidir fakültelerin ! ... Bu yaşam biçiminde üniversite, kendinizi başkalarına benzer ve onlardan ayrı biçimde nasıl tanımlaya-bileceğinizi gösterme yetisiyle donanmıştır. Ne yapmak istiyorsanız ve uğrunda nasıl savaşıyorsanız, yaratıcıysanız, kuşku duyuyorsanız ve değişimden yana iseniz, üniversiteyle verdiklerinizin meyvelerini alacaksınız. Her zaman daha yeni, daha çağcıl ve daha aydın bir dünya yaratma isteğinin verdiği mutlulukla daha ileriye ,daha güzele , daha da yetkin(mükemmel)e doğru yönelmenin serüvenini yaşayacaksınız ! Bu serüven bu kadar kısa ve öz açıklanamaz hiç kuşkusuz!...

 Yaşam biçimini oluşturan üniversite olgusu yaşamın ta kendisi olma özelliğini taşıyor... Yaşamın belki küçük ancak önemli bir evresi. Bu evre içinde bizim kendimizi tanımlamamız gerektiği ve kendi değer yargılarımızı seçerek dünya içinde yeni bir dünya yaratmak, evrensel düşünce gücüyle yaşadığımız ülkeyi ülkülerimizle, daha tanınmış, uygar ve kültürlü, kısacası daha yaşanabilir bir yere getirmek bir yazgı bizler ve hele de sizler için ...

 İşte biz Sanat ve Tasarım Fakültesi'ni böylesi düşünceler ışığın-da kurduk. Coşkumuz ilk zamanlardaki gibi sürüyor. Yakında ilk mezunlarımızı vereceğiz. Onlar Kültür Üniversite'sinden mezun olmanın ayrıcalığıyla yarınlara daha umutlu, güçlü, donanımlı ve 'Kültürlü' olarak bakacaklar... Bizim yarınlarımız olacaklar...

 Siz gençlere her zaman vurgulamaktan ödün veremeyeceğim bir konu daha var. Yanıtını aradığınız bir soru dizisi, belki de bir sağanak gibi size yaklaşarak gelecek kaygılarınızı sürekli çoğaltmaktadır :

  1. Okumak, bilgilenmek dışında bir üniversiteli olmak ne anlama gelir?

  2. Çağcıl ve yeteneklerime uygun bir öğrenim görebilecek miyim?

  3. Sevdiğim ve gelecek düşlerimi gerçekleştirmeme yardım edecek bir alanda yetkinleşebilecek miyim?

  4. Eğitimini almayı istediğim alan, yaşamım boyunca yada yaşamımın azımsanmayacak bir bölümü boyunca içinde yer almak isteyeceğim uğraşın kapılarını açacak mı bana?

  5. Almayı tasarladığım üniversite eğitim-öğretimi 4 yıl sonunda bana ne sözü veriyor?

  6. Bu eğitim toplumsal yaşamda edinmek istediğim konumu sağlayacak mı bana?

  7. Her şeyin küresel nitelik kazandığı profesyonel iş yaşan-tısında bir başka ülkede de iş bulabilecek miyim?

 Bir üniversite ne denli çağcıl bir eğitim sağlasa ve öğrencilerini kitle içine sunup, kitleden daha yaratıcı bir konuma koysa da, her şeyin sürekli unutulmaya yüz tuttuğu ve belleklerimizin giderek yaratıcılıktan uzak savsözlerle dolup hantallaştığı günümüzde, kimlik ,kişilik savaşımı ile toplumun bir parçası olmaya çaba göstermekle toplumun ötesinde ta da ardında benci ve bencil olmak arasında sıkışıp kalabilir her iki yandan birine daha fazla sırt verip yitip gidebiliriz !

 Günümüzün koşulları; yaratıcılık, bilgelik, girişkenlik, çalışkan-lık ve evrensellik koşulları değil henüz... Ne yazık ki çoğunluk çıkarcı, ülküsel düşünceden kaçan, kısa yoldan saygınlık ve kişisel çıkar kazanmak isteyen, kültürel zenginlikten yoksun ve kimileyin bağnaz bir profil çizmekte. Çoğunlukla çizilen bu portreyi gözden kaçırmaması gereken aydın bireyler olarak, savaş vermek çok hem de pek çok zor gelecek sizlere. Bu zorluk kimi zaman,  Bu eğitim toplumsal yaşamda edinmek istediğim konumu sağlayacak mı bana?' yada 'Sevdiğim ve gelecek düşlerimi gerçekleştirmeme yardım edecek bir alanda yetkinleşe-bilecek miyim?' gibi yaşamsal sorulara ciddi bir engel koyabilecektir. Bilmeyi sevmekle ve bildiklerimizi anımsayarak başkalarına aktarmakla bu engelleri aşabiliriz. Bilgi, birçoklarının sandığı gibi 'ders'le eşitlenebilecek bir kavram değildir. Bilgi, tanımak dokunmak demektir. Bir gün şiiri sevdiğinizi anlamak da bir bilgidir. Suyun 100 derecede kaynadığını bilmek de. Bilgilerin gerçeklik dereceleri değişmese de onlara bakışınızla nitelikleri değişir. İletişim dediğimiz olgu da budur: İnsan varlığının değerini konumlandırmaya çalışırken, aynı zamanda başkasının değer nesnelerini sınıyor demektir:

 Ben, kültürlü, idealleri olan, sanatsever bir iletişim tasarımcısıyım. dediğinizde, çevrenizdeki, ülkenizdeki ve en büyük halka olarak da dünya üzerindeki kültür anlayışının içinde kendinizi konumlandırmışsınızdır. İdealistliğin ne olduğunu, bu kavramın sizin yaşamınızdaki yerini sorgulamışsınızdır. Sanatsever olma tanımının içeriğini kendi sanat bakışınızla dengelemişsinizdir.

 İletişim tasarımcısıyım, demekle de iletişim-teknoloji-tasarım arasındaki ilişkiyi kavrayan, insanlar arasında iletişimi sağlamakla ve iletişim bilgisinin dağıtılması ve dağıtımın biçimlen-dirilmesiyle sorumlu bulunduğunuzu kabul etmişsinizdir.

 Sanat ve Tasarım Fakültesi'nde "iletişim", "sanat" ve "teknoloji" kavramlarını bütünleştirerek iletileri tasarlamak, planlamak, üretmek ve yönetmek bağlamında yeni kuramlar, teknikler ve yöntemler eğitimimizin temelini oluşturacak ve sizleri tüm dünyada yükselişe geçen Sanat ve Tasarımın alanlarında başarılı birer uğraştan kim bilir bilim alanında da yine başarılı uğraştanlar yapacaktır .

Başarı dileklerim ve engin sevgilerimle

 

Prof.Dr.Nükhet Güz